20 Temmuz 2010 Salı

İkarus

Bütün güzel şeyler yasak 'dedi , bu pis dünya !

tek bir nefesle koca şehri içime çektim ,
eski tahta pencereden kafamı çıkarıp son kez baktım yokluğuna,
irkildim.

İstanbul adamı şiire, şarkıya, aşka, yöneltiyor , havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez ama -duygularıyla- yaşanılası.

Kısa süren bir İstanbul gezisinden sonra Bursa'yı bu kadar özleyeceğimi hiç tahmin etmemiştim. Şehre girdiğimizde yerde döşeli- yeşil-beyaz boyalı- parke taşları farkettim , içim huzur doldu :)
Epey sıkılmıştım siyah-beyaz formalı insanlardan . Karnımızı doyurmak için girdiğimiz yerde bile Bursacılık yapıp utanmasak 'O Sene Bu Sene ' yazılı tişörtü olan çocuğun yanına oturacaktık :D

Nasıl bi yer lan orası * dedi arkadaşım Şaypa bile yok mu ? Öyle böyle bi yer değil be !

Mutluluk nedir ki ? Düşündüm düşündüm 29 harfin içine sığdırılacak bi tanım olmadığını farkettim benim için. Tdk şöyle açıklamış;

mutluluk -ğu; Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut (I), ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık: “Hele bir de birkaç sünger bulabilse artık mutluluğunun sınırı olmayacaktı.” -Halikarnas Balıkçısı.


''Elinde kağıt kalemiyle oturmuş bir şeyler yazıp çiziyordu , çok belliydi o yazdıklarını asla kimseyle paylaşmayacağı,
Ne kadar duygusuz bir yüzü var 'dedi . Rastalı saçları , şekil hareketleriyle oradaki herkesten farklıydı açıkcası. Ama sanılanın aksine o , küçük bir çocuk sevinsin diye ona dönüp yapıyordu hareketlerini. O gün oradaki çoğu insanın fotoğrafını çekebilmiştik bir tek o jonklör çocuğun elimizde resmi yoktu , hatıralarımızda hiç yer almamıştı.
Napıyor bu adam-şarkı, ilahi (kimliği belirlenemeyen cisim)söylüyor- ? Yahu herif coşmuş bırakın :D
Hayatımda hiç bu kadar karasını görmemiştim (!)'' İnsan İzlenimleri

Balkonumuzda konaklayan son derece yüzsüz bir kedimiz var artık , kaçıp giderken çatıları bile kullanmayacak kadar bizim evli oldu ve artık merdivenleri kullanıyor-inip çıkarken- . wtf- kapayın şu kapıyı-!


*Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
Sensizliğin bir adı olur bir anlamı olur belki.


İkarus:İkarus ve bilge babası doğal bir labirente kapatılır.

Babası oğluna kuğu kanatlarını balmumu ile birleştirerek bir çift kanat yapar ve yolu havadan bulmasını ister. Gitmeden önce de onu uyarır ' güneşe fazla yaklaşma , güzelliği seni büyüleyecektir. Fazla yaklaşırsan kanatlarındaki balmumu erir ' . Uçmanın ve güneşin güzelliğine hayran kalan ikarus , güneşe yaklaşır ve balmumu erir.


Çocukluğumun beraber geçtiği bir arkadaşımla aynı ortamda bulundum geçenlerde. Neredeyse 2 yıldır görüşmüyorduk ve elimizdeki imkanlara rağmen konuşmuyorduk. Aslında ben hiç çabalamadım ama o epey umutluydu eski bağımızı kurabileceğimiz konusunda. Kusura bakma , adamlar söylemiş zamanında 'gözden uzak olan gönülden de uzak olur' diye.

Nasıl Türkiye akarsuları henüz denge profiline ulaşmamış(akarsularda taşıma yapılamıyor)sa , bende bisiklet sürebilecek profile ulaşmadım . Tek ayağımın üstünde mutfakta iş yapabiliyorken , çift tekerleğin üstünde gidemiyorum . Bunuda ukde olarak bir yere not etmeli :]

Işığa ulaşmak için bir yol çiz kendine .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder